Türyekiye güzel kadınları ile biliniyor. Ancak bir okadar da güzel travesti var. Kadınların gözünde İstanbul Travestileri onları kıskandırıyor. Bizde durum böyle olunca İstanbul’da yaşayan kadınlara travestileri sorduk.
Kadınlar ve Travestiler
Her kadının travestilere karşı bir merakı olduğu doğrudur. Ancak bu bazen cinsel istek bir çok zamanda anlamaya çalışmasıdır. Travestiler doğuştan kendilerini kadın gibi hisseder.
İstanbul, kadınlarıyla, travestileriyle, renkleriyle ve bambaşka hikâyeleriyle yaşayan bir şehir… Sokaklarında yürüdüğünüzde, her köşede ayrı bir dünyaya rastlarsınız. Kimi zaman vapurda yan yana oturmuş sohbet eden iki kadın, kimi zaman da gece vakti bir kaldırım kenarında parlayan topuklularıyla yürüyen bir travesti… İşte bu şehir, bu çeşitlilikle nefes alıyor.
Kadınlar ve travestiler, İstanbul’un içinde ayrı ama aslında birbirine çok yakın iki dünya gibi… Birçok kadın, travestilere karşı hem bir merak hem de bir hayranlık duyuyor. Giyim tarzları, cesaretleri, yaşama karşı koydukları tavır, özellikle kadınların ilgisini çekiyor. Belki de toplumun onlara dayattığı kalıplardan sıyrılabilme gücünü taşıdıkları için… Birçok kadın, belki içten içe kendi içinde cesaret edemediği şeyleri onların göz alıcı dünyasında keşfetmek istiyor.

Gece kulüplerinde, sokaklarda ya da sosyal medyada karşılaşılan İstanbul’daki travestiler, dikkatleri üzerlerine topluyor. İstanbul’un Cihangir, Beyoğlu ve Şişli gibi semtlerinde bu karşılaşmalar daha da sık yaşanıyor. Birçok kadın, travestilerin makyajlarını, kıyafetlerini ve kendilerini ifade ediş biçimlerini hayranlıkla izliyor. “Bu kadar güçlü olmak nasıl bir his?” diye içlerinden geçirenler az değil.
Ama iş sadece dışarıdan izlemekle kalmıyor. Son yıllarda birçok kadın, travestilerle daha fazla iletişim kurmaya başladı. Sosyal medyada onların hayatlarını takip ediyor, mekânlarda sohbet ediyor, hatta bazıları dostluklar kuruyor. Çünkü günün sonunda, toplumsal baskılar, yargılar, kalıplar içinde sıkışmış hissetmek sadece bir gruba ait değil. Kadınlar ve travestiler, bir noktada aynı mücadelenin farklı yüzleri aslında…
Kadınların gözünde İstanbul Travestileri, gecesiyle gündüzüyle bu hikâyeleri içinde saklayan bir şehir. Kadınların, travestilere duyduğu merakın temelinde, bir anlamda kendilerini keşfetme arzusu da var. Çünkü bu şehirde herkes, kendini biraz daha özgür ve cesur hissetmek istiyor…
Bir Travestinin Doğuşu….
Erkeklikten travestiliğe, oradan da kadın olmaya giden yol, dışarıdan bakanlar için sıradan bir tercih gibi görünebilir. Oysa bu yol, başlı başına bir kimlik mücadelesi, bir varoluş hikâyesidir. Toplumun dayattığı kalıplar içinde doğup büyüyen, erkek olarak dünyaya gelmiş ama içinde bambaşka bir gerçeklik taşıyan herkesin hikâyesi birbirinden farklıdır. Ancak ortak bir nokta vardır: Kendini bulma arzusu ve özgürlüğe olan inanç.
Birçok kişi için bu yolculuk, çocuklukta başlar. Ayna karşısında annesinin rujunu sürmek, gizlice topuklu ayakkabılarla yürümek, o parlak dünyaya ait olduğunu hissetmek… Ama sonra toplumun sert gerçekleri devreye girer. Aileden gelen baskılar, okulda yaşanan dışlanmalar, çevrenin bakışları… Bunlar, iç dünyadaki gerçeği saklamaya çalışan birer duvar haline gelir.
Ancak zaman geçtikçe, bu duvarlar yavaş yavaş yıkılmaya başlar. Kimisi küçük adımlarla başlar değişime, kimisi bir anda tüm dünyasına meydan okur. Saçlarını uzatmak, makyaj yapmaya başlamak, kıyafetlerini değiştirmek… Hepsi birer dönüşüm sembolüdür. İlk defa bir kadın olarak sokağa çıkmak, belki de bu yolculuğun en heyecan verici ve en korkutucu anlarından biridir. Çünkü sadece kıyafetler değil, artık bir kimlik de değişmektedir.
Travestilik, kimileri için bir durak, kimileri için bir geçiş süreci, kimileri içinse sonsuz bir varoluş biçimidir. Bazıları için kadın olmak bir hayal, bazıları içinse tıbbi ve sosyal süreçlerden geçerek ulaşılan bir gerçekliktir. Hormonal tedaviler, operasyonlar, isim değişiklikleri… Tüm bunlar, kişinin kendisini tam anlamıyla ait hissettiği kimliğe ulaşma çabalarının birer adımıdır.
Ama en önemlisi, kadın olmak ya da travesti olmak sadece dış görünüşle ilgili değildir. Bu, bir hissiyat, bir ruh hali, bir yaşam tarzıdır. Güçlü olmayı gerektirir, mücadele etmeyi ve kendini savunmayı… Çünkü her gün, bu toplumda bir adım daha özgürlüğe yürümek cesaret ister.
Bu yolculukta herkesin hikâyesi farklı olsa da, ortak nokta hep aynıdır: Kendin olabilmek, görünmek istediğin gibi görünebilmek, hissettiğin gibi yaşayabilmek… Ve bu yolculuğun sonunda belki de en büyük kazanım, kendi içinde huzuru bulmaktır.